Sosyal Bilimlerde Temel Yaklaşımlar

Sosyal Bilimlerde Temel Yaklaşımlar


Sosyal bilimlerde Pozitivist, Yorumlayıcı ve Eleştirel yaklaşım olmak üzere üç temel yaklaşım vardır. Bu üç yaklaşım dünyaya farklı bakış açılarını, yani toplumsal gerçekliğin farklı gözlenme, ölçülme ve anlaşılma biçimlerini yansıtır.
Aralarında önemli farklılıklar olmakla birlikte, sosyal bilimlerdeki üç temel yaklaşımın hepsi ampirik, sistematik ve teoriktir. Hepsi ampiriktir çünkü hepsi görüntü, ses, davranış veya durum gibi insan eylemlerinin gözlemlenebilir gerçekliğini inceler, araştırmaları hiçbir zaman sadece akıl yürütmeye dayalı değildir. Hepsi sistematiktir çünkü hepsi gelişigüzel, yarım yamalak çalışmaları reddeder ve titiz ve dikkatli çalışmaları içerir. Hepsi teoriktir çünkü teorinin doğası ve amacı her yaklaşım için farklı olsa da hiçbiri toplumsal yaşamın kaos ve düzensizlikten oluştuğunu düşünmez, Hepsi açıklamanın veya anlamanın mümkün olduğunu savunur.

Pozitivist yaklaşım, bilimin sadece tek bir mantığı olduğunu ve bir entelektüel etkinliğin ancak bu mantığa uyduğu takdirde bilim olarak kabul edilebileceğini ileri sürer. Başka bir deyişle, sadece tek bir bilimsel yöntem vardır, bütün bilimler bu yöntemi kullanır, sadece konuları değişiktir. Pozitivizm, gerçekliğin insanlardan bağımsız olarak var olduğunu savunur. Nasıl yerçekimi yasası insan etkinliğine, davranışına bağlı değilse ve insanlar onu keşfetmeden önce de vardıysa, toplumsal yasalar da insan etkinliğinden bağımsız olarak var olurlar ve keşfedilmeyi beklerler. Bu nedenle Pozitivist yaklaşım, sosyal bilimlerde doğa bilimlerinde uygulanan yöntemin kullanılmasını, doğa bilimlerinde nasıl doğal olgulara ilişkin genel geçer yasalar ortaya konmaya çalışılıyorsa, sosyal bilimlerde de insan etkinliklerini tahmin etmeye yarayacak genel geçer toplumsal yasaların ortaya konmaya çalışılması gerektiğini savunur. Pozitivist yaklaşıma göre sosyal bilimin amacı genel yasaları ortaya koyabilmek için toplumsal olgular arasında insanlardan bağımsız olarak var olan nedensellik ilişkilerini açıklamaktır ve bu amaca ulaşmak için doğa bilimlerindeki deney ve gözlem gibi teknikler kullanılmalıdır (Neuman, 2000:66-70).

Yorumlayıcı yaklaşım, doğal gerçekliklerle toplumsal gerçekliklerin aynı yöntemle incelenemeyeceğini savunur, çünkü doğal dünya insan etkileşiminden bağımsız olarak var olduğu hâlde, toplumsal dünya toplumsal ve kültürel ilişkilerle, insanların anlamlı ve amaçlı eylemleri ile kurulmuştur ve kurulmaktadır. Başka bir deyişle toplumsal gerçekler sabit, durağan değildirler, sürekli olarak kurulmaya devam etmektedirler, inşaları sürmektedir. Ayrıca belirli bir kültürel sistemin kendine özgü kuralları olabilir ama her kültürel sistemin anlam yaratma süreci farklı olacağı için bu kurallar diğer kültürel sistemlerde geçerli olmayabilir. Bu nedenlerle bu yaklaşıma göre doğa bilimlerindeki gibi genel geçer toplumsal yasalara ulaşılamaz ve araştırmalar pozitivist yaklaşımdaki gibi genelleme amacı taşımaz.
Sosyal bilimlerin amacı nedensellik ilişkilerini açıklamak değil, insanların anlamı nasıl ürettiklerini keşfetmek, toplumsal yaşamı ve toplumsal eylemi anlamak ve yorumlamaktır. Nihai olarak Yorumlayıcı yaklaşımda da soyut bir açıklama yapılır, ancak bu açıklamanın yapılabilmesi için öncelikle toplumsal eylemin arkasında yatan nedenlerin anlaşılması ve yorumlanması gerekir. Anlam, içinde oluştuğu toplumsal bağlamdan ayrı olarak anlaşılamayacağı için Yorumlayıcı yaklaşım, konularını pozitivist yaklaşımdaki gibi dışarıdan incelemez, bu olgulara anlam veren insanların gözünden görmeye, yani sosyal olgulara içeriden bakmaya çalışır. Yorumlayıcı yaklaşım temel olarak toplumsal olayları açıklamada bireylerin bilgileri ve etkileşimleri dışında işleyen nesnel süreçleri göz ardı etmekle, fazla öznel ve göreceli olmakla eleştirilmiştir (Neuman, 2000: 70-82).

ÖZET
Hipotetik tümdengelim yolunu kullanarak belirli bir teorik yapı içinde geliştirilmiş hipotezleri sınayan ve insan davranışına ilişkin tahminlerde bulunmayı sağlayacak genel yasaları ortaya koymayı amaçlayan sosyal bilim yaklaşımına pozitivist sosyal bilim adı verilir (Neuman, 2000:516).

Kökleri her ikisi de Fransız olan Auguste Comte ve Emile Durkheim’a uzanan Pozitivist yaklaşım, toplumsal dünyanın doğal fiziksel dünyadan farklı olmadığını, bu nedenle toplumsal dünyayı incelemek için de doğa bilimlerinde kullanılan yöntem ve tekniklerin uygulanması gerektiğini savunur. Pozitivizmde bilimselliğin temeli, öne sürülen hipotezlerin gözlem ve deneyle sınanmasıdır, tek bir bilimsel yöntem vardır, bütün bilimler bu yöntemi kullanır.

Yorumlayıcı yaklaşımda sosyal bilimcinin toplumsal eylemleri soyut olarak açıklayabilmesi için öncelikle davranışta bulunan bireyin o eyleme ne anlam verdiğini anlaması ve yorumlaması gerekir.

Kökleri Alman filozof Dilthey ve Alman sosyolog Max Weber’e uzanan Yorumlayıcı
Yaklaşım, 19. yüzyılda ortaya çıkan bir anlam teorisi olan ve felsefe, sanat tarihi, dilbilim ve edebi eleştiriler gibi birçok alanda kullanılan hermeneutik teorisini temel alır. Hermeneutik ismi, Yunan mitolojisindeki Hermes’ten türetilmiştir, Hermes’in görevi Tanrıların isteklerini ölümlülere iletmek, aradaki iletişimi sağlamak ve anlaşılmayanı anlaşılır hale getirmektir (Neuman, 2000:70).

Eleştirel Yaklaşım, pozitivist yaklaşımın da yorumlayıcı yaklaşımın da bazı özelliklerini taşır. Pozitivizm gibi toplumsal gerçekliğin dışarıda keşfedilmeyi bekleyen bir gerçeklik olduğunu düşünür, ama pozitivizmden farklı olarak toplumsal gerçekliğin sosyal, politik, kültürel ve benzeri faktörler tarafından şekillendirildiğini savunur. Eleştirel yaklaşıma göre toplumsal gerçeklik zaman içinde değişir, onu sadece yüzeysel görünüşüne bakarak anlamak mümkün değildir. Bu yaklaşım toplumdaki değişim ve çatışma üzerinde, özellikle de toplumsal ilişkilerin örgütlenme tarzındaki çatışmalar ya da çelişkiler üzerinde durur. Bu çatışma ve değişim her zaman gözlenebilir durumda değildir, toplumsal dünya illüzyonlar, mitler ve toplumsal gerçeklerin çarpıtılmasıyla dolu olabilir. Toplumsal gerçeklerin ilk anda gözlemlenebilen görünür yüzeyinin altında derin yapılar ve mekanizmalar vardır. Yüzeydeki toplumsal gerçekliğin yarattığı ilişki ve olaylar, gözlemlenemeyen bu mekanizmaların işleyişinden kaynaklanmaktadır. Bu yaklaşıma göre sosyal bilimin amacı, toplumsal ilişkileri eleştirmek ve dönüştürmektir. Bu dönüşüm, görünürdeki sosyal ilişkilerin altında yatan mekanizmaları ortaya koymakla ve böylece özellikle güçsüz olan insanlara, yaşadıkları dünyayı değiştirebilecek gücü vermekle gerçekleşecektir (Neuman, 2000:75-79).




ÖZET
Kökleri Karl Marx’a ve Sigmund Freud’a dayanan Eleştirel Yaklaşıma göre toplumsal ilişkilerin altında yatan çatışma ve çelişkilerin üzeri örtülüdür, sosyal bilim gerçeklerin üzerindeki bu örtüleri kaldırmaya ve toplumsal gerçekliğin aslında ne olduğunu göstermeye çalışılır (Neuman, 2000:76).
Sosyal bilimlerdeki yaklaşımlar, teorik yaklaşımlarla karıştırılmamalıdır. Bilimsel yaklaşımların her birinin altında çeşitli teorik yaklaşımlar bulunur, örneğin işlevselcilik Pozitivist yaklaşıma, Sembolik Etkileşimcilik Yorumlayıcı Yaklaşıma, Marksizm de Eleştirel Yaklaşıma dayanır.


Pozitivist Yaklaşım
Yorumlayıcı Yaklaşım
Eleştirel Yaklaşım



Toplumsal
gerçeklik

Toplumsal gerçeklik, fiziksel gerçeklikler gibi bireylerin öznellikleri dışında var olan ve keşfedilmeyi bekleyen düzenliliklerdir.

Toplumsal gerçeklik, ancak insanlar tarafından deneyimlenip anlamlandırıldığında var olan, büyük ölçüde insanların algıladığı gibi olan gerçekliklerdir.

Toplumsal gerçeklik, olayların altında yatan yapılar tarafından yaratılan ve yönetilen çatışmalardır ve gizlidir, bireyler tarafından ilk bakışta açıkça görülmez.





Araştırmanın
amacı

Araştırmanın amacı, insanların tahminde bulunmaları ve olayları kontrol altına alabilmeleri için doğal ve toplumsal yasaları keşfetmektir. İyi bir bulgu, diğer bilim adamları tarafından tekrarlanabilecek olan doğru gözlemlere dayanan bulgudur.

Araştırmanın amacı, toplumsal eylemi anlamak ve tanımlamak, insanların doğal yaşam ortamlarında olguları nasıl anlamlandırdıklarını ortaya koymaktır. İyi bir bulgu, mevcut ve sürekli değişen toplumsal ilişkilerin bağlamına oturan bir bulgudur.

Araştırmanın amacı, toplumsal ilişkileri eleştirmek, dönüştürmek ve dünyayı değiştirmektir. İyi bir bulgu, illüzyonları açığa çıkaran bulgudur.


İnsan doğasına ilişkin anlayış ve nesnellik

İnsanlar özgür iradeleriyle
değil, rasyonel olarak hareket ederler ve davranışları dış güçler
tarafından
şekillendirilirler. Bilim değerlerden bağımsızdır, bilim insanları değer,
düşünce ve inançlardan
bağımsız ve nesnel
olmalıdır.

İnsanlar anlamı yaratan
ve kendi dünyalarını sürekli olarak anlamlandı-
ran toplumsal varlıklardır. Değerler toplumsal
yaşamın bütünleşik bir
parçasıdırlar, bilim insanlarının değerlerden soyutlanmaları mümkün
değildir. Hiçbir grubun
değerleri yanlış değildir,
sadece farklıdır.

İnsanlar illüzyon ve sömürü tarafından tuzağa düşürülmüş, gerçekleşmemiş de olsa potansiyele sahip olan yaratıcı varlıklardır. Bilim insanlarının değerleri olmalıdır bazı değer pozisyonları doğru, bazıları yanlıştır.


Pozitivist, Yorumlayıcı ve Eleştirel Yaklaşımların Karşılaştırılması

1 yorum:

  1. Hocam merhabalar, "Sosyal Bilimlerde Araştırma Yöntemleri" adı altında, alttan alıyorum bu dersi.

    Bildiğiniz üzere, o ders kaldırılmış ve yerine, "Bilimsel Araştırma Yöntemleri" konmuş.

    Dolayısıyla, acaba alttan alanların final sınavı farklı mı olacak, yoksa yukarıdaki yazıda olduğu gibi konudan sorumlu muyuz ?

    Teşekkürler şimdiden.

    YanıtlaSil