Araştırmacı Gazetecilik-1 (Egebank Skandalı)


Murat Demirel ve Egebank Skandalı

Bu skandalda araştırmacı gazetecilik esasen olay olduktan sonra başlar. Zaten video görüntüleri tüm basına sızmıştır ancak olay sonrası gazeteciler yaptıkları araştırmalarla, olayla ilgili daha birçok skandala ulaşmışlardır.

 Bu skandal aslında kimseyi şaşırtmamıştır. Çünkü soyadı Demirel ile biten bir takım kişilerin "Mobilya Yolsuzluğu", "Göltaş Yolsuzluğu" vs vs.. gibi araştırmacı gazeteciler tarafından ortaya çıkartılan birçok skandalda ismi vardı. Şaşırtıcı olan videodaki hayasızca hortumlama ve olayın genişliği olmuştur.

 Bakanlar Kurulu 21 Aralık 1999 günü toplanmış ve aralarında Egebank'ın da bulunduğu birçok bankaya el konulmasını kararlaştırmıştı. Bu bilgi daha basına sızmadan, Murat Demirel'in kulağına gitmiş ve kurul kararından 2.5 saat sonra, yani 22.45'te banka boşaltılmaya başlanmıştı. Ancak güvenlik kameraları açık unutulmuş ve bütün kasetten olayı yapanlar alenen gözükmüştür. Kasetler Devlet Güvenlik Mahkemesi savcısı Nuh Mete Yüksel'e teslim edildi. Kasette Murat Demirel'in yanısıra şoförü, Genel Müdür Vekili Ümit Öndeş ve Genel Müdür Yardımcısı Sevtap Aslan'da gözüküyordu.

 İşte araştırmacı gazetecilik bu noktada başladı. Uğur Dündar ve ekibi, Egebank'ın paravan şirketler aracılığıyla verdiği kredileri ortaya çıkarıp toplam hortumlama miktarını ortaya koyuyordu ; 1 Milyar 200 Milyon Dolar ki aynı dönemde devletimiz zar zor IMF'den 1 Milyar Dolar borç alıyordu.

 Murat Demirel 2000 ylında, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu Başkanı Zekeriya Temizel'in Ankara DGM'sine yaptığı suç duyurusuyla başlayan "Kasırga Operasyonu" sonucunda Demirel, 28 Eylül 2000 tarihinde gözaltına alındı. Bu operasyon çerçevesinde birçok banka patronu (Dinç Bilgin, Cavit Çağlar, Korkmaz Yiğit, Hayyam Garipoğlu vs..) yakalandı. Demirel ilk yakalanan ve en son tahliye olandı.
 
Tahliyelerin temel sebebi, TCK'nın 313. maddesinin 2001 yılı sonunda DGM'lerin görev alanından çıkarılmasıdır. Öneriyi dönemin koalisyonunda DSP meclise sunmuştur ki DSP'nin büyük adamlarından Hüsamettin Özkan başkanlığındaki bir komisyonca bu öneri hazırlanmıştır. Bu skandalıda, bu olayın büyük bölümünün yaptığı araştırmacı gazetecilik çalışmalarıyla ortaya çıkaran Yeni Şafak gazetecisi Murat Kelkitlioğlu ortaya çıkarmıştır.

 NTV'nin başarılı araştırmacı gazetecisi Mithat Bereket ise, hükümetin el konulan bankaların sahipleri hakkında operasyon (Kasırga 1,2,3) yerine ticari davalar ve haciz yolunu seçtiği ve BDDK, toplam 12.6 milyar dolarlık hortumlamaya karşın sadece 1.5 milyar dolarlık tahsilat yapabildiğini ancak tahsil edilen para ve hacizlerin yasal süreç tamamlanmadığı için devlet adına değerlendirmeye sokulamadığını, başarılı bir araştırmacı gazetecilik örneği göstererek ortaya çıkarmıştı.

 Bütün batık bankalar tahsil işlemleriyle, devlet tarafından diğer bankaların bünyesine satıldı. Ve bu batık bankalar devleti 24.3 katrilyon zarara uğrattı. Tasarruf ve Mevduat fonunun aldığı krediler (örneğin ; Hazine ve Merkez Bankası'ndan) nedeniyle fon 10 katrilyon açık verdi. 14.6 katrilyonda görev zararına uğradı.

 Olayla ilgili başarılı bir araştırmacı gazetecilik örneği de Hürriye'ten Nurettin Kurt ve Tolga Atar veriyordu. Kendileri, Yahya Murat Demirel'in polis ve savcılık ifadelerini ele geçirmişti ve kamuoyuna sunmuştu. Demirel, eğer bir saat önce devletin bankalara el koyacağını öğrence, bütün paraları çekeceğini, Korkmaz Yiğit'e 60 milyon dolar kredi sağladığını, Merkez Bankası eski başkanı Rüşdü Saraçoğlu ve borsacı Hakan Ferhatoğlu'na da kredi verdiğini beyan ediyordu. Aynı gazeteciler, Demirel'in yakın arkadaşı Gökalp Baştürk'le bir röportaj yapmışlar ve Demirel'in talimatıyla, Egebank Yönetim Kurulu'na bir çaycı aldıklarını ve Demirel'in Almanya'da birçok bankada hesabının olduğunu ve bazı Alman şirketlerine de ortak olduğunu, bu kişinin ağzından halka sunmuşlardır.

Gazeteci Murat Kelkitoğlu, bu skandalla ilgili "Hortum : Egebank Nasıl Soyuldu?" adlı kitabında, bankanın eski müşaviri Mehmet Tural'ın, bu olayları komuoyuna maledebilmek için nasıl medya patronlarıyla karanlık ilişkilere girildiğini Cen Ajans sahibi Nail Keçili yüzünden bunu başaramadıklarını, Egebank'ın bir arazisiyle ilgili itilaf dosyasını çözmek için tanınmış bir gazeteciye 1 milyon dolar verildiğini anlatıyordu. Aynı gazeteci, Egebank tarafından kurulan Goldbis adlı paravan şirkete ayrılan para ve hisselerin üçte birinin Hüsamettin Özkan'ın kayınvalidesi Hatice Betül Özbay'a aktarıldığını ortaya çıkarıyordu. Bülent Ecevit ise ismi geçen şahısın suçsuz olduğunu söylüyordu. Şahit olarak da Egebank'ın eski avukatı Aydoğan Semizer'i gösteriyordu ki bu kişi, Kasırga Operasyonu sonucunda birkaç hafta sonra cezaevine girmişti.

 Aynı dönemde parayı alan gazeteciyle ilgili, Mete Has "Rauf Tamer'in evinde parayı ben teslim aldım." diyordu. Basın Konseyi ise tüm basına eğer böyle bir para alan varsa onurluca ortaya çıkması yönünde uyarılarda bulunuyordu. Birkaç gün sonra Demirel'in koruması Ender Keskin "Parayı, Demirel'in talimatıyla Rauf Tamer'e verdim." açıklaması (DGM ifadesi) işi iyice netleştiriyordu. Rauf Tamer, Sabah'taki yazılarına ara veriyordu. Star gazetesi hortumlama kasetinde bir kişiyi daha belirliyordu. (Daha önce Saadettin Tantan bu konuda uyarmıştı.) Bu kişi Nail Keçili idi. Hüsamettin Özkan'ın kayınvalidesinin çektiği Egebank kredisi ile ilgili belgelerde yine gazeteci Murat Kelkitoğlu'nun köşesinde bu konuyla ilgili yeminli banka murakıpları raporu ile ortaya konuluyordu. Aynı gazeteciye eski Egebank avukatı ve kurulu üyesi ve kayınvalidenin paralarını adına çeken Avukat Semizer bu olaylara benzer olaylara benzer olayların, yine Egebank'ın paravan bir şirketi olan Mi-Gi Tekstil'de de tarafından yaşandığını itiraf ediyordu. 1 miyon doları alan gazeteci skandalı ortaya çıkaran Hürriyet gazetesi yazarı Emin Çölaşan, ismi medyada hep söylenen gazetecinin mi o parayı aldığını dönemin İçişleri Bakanı Saadettin Tantan'a sorduğu ve "Evet, o aldı." cevabını aldığını köşesinde yazıyordu.

Aynı dönemde Sabah yazarı Can Ataklı, Murat Demirel ve Ayşenur Esenler'in ani evliliğiyle beraber şu müthiş araştırmacı gazetecilik düşüncesini ortaya koyuyordu. CMUK 47inci maddeye göre "Aralarında evlilik bağı olanlar istemezlerse birbirleri aleyhine tanıklıktan kaçınabilirler."

Yeni Şafak Gazetesi 8 Ekim 2000 tarihli gazetesinde, manşetten, Av. Aydoğan Semizer'in Malki dosyasındaki kabarık sicilinin tüm dökümünü yapıyordu. Daha sonra önceden basına sızmış bir mektubu Akit gazetesi manşetine taşıyordu. Bu mektup sonradan bütün gazetelerde yayımlandı. (Esasen, bu mektubu herkes biliyordu lakin Akit gazetesi cesaretle ilk yayımlayan oldu. Süleyman Demirel'de Cumhurbaşkanlığı görevi sona erip, Çankaya'dan ayrılınca herkes yazmaya başladı.) Bu mektupta, dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev'e yeğeni Murat Demirel'in orada kurmak istediği ticari girişimlere, ilgili ve yardımcı davranmasını istiyordu. Bu mektup "Mobilya Yolsuzluğu"ndan sonra (bu yolsuzluğu bulan) Uğur Mumcu ve Altan Öymen'in ortaya çıkardığı Süleyman Demirel'in devlet dairelerine yolladığı "Yakınımdır." şeklindeki o mektuba çok benziyordu.

 Bu konu hala gündemdedir. En son Aydınlık Gazetesi, İstanbul Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Adil Serdar Saçan hakkında, bankacılık operasyonlarıyla ilgili gizli bilgileri Mesut ve Turgut Yılmaz ile Aydın Doğan'a sızdırdığı gerekçesiyle, İçişleri Bakanlığı tarafından hakkında soruşturma açıldığını verdi. Yeni Şafak Gazetesi'nden Murat Kelkitoğlu ise, hortumlamadan birkaç dakika önce bazı çok ünlü isimlere son dakika ödemesi yapıldığına ve böylece offshore hesaplarından aktarılan bu paralarla, bu kişilerin paralarının kurtarıldığına dair bir belgeyi açıklayacağını yazdı.

 Bu skandal Cumhurbaşkanına, Başbakana ve kabinesine, hükümete, meclis komisyonlarına, iş çevresine, polise ve büyük ölçüde medyaya sıçramıştır. Türk medyası Susurluk Olayı'nın ardından, bu skandalın üzerine çok sıkı bir şekilde yürümüştür. Ancak bazı endişelerle her zaman bütün gerçekleri yazamamıştır.

Skandallarla çalkalanan bir ülkedeki dersin devlet yapısını derinlemesine ortaya çıkarmasıyla, hortumlamanın ne olduğunu Türk halkına öğretmesiyle ve müthiş bir borç çıkmazında olan Türkiye'yi muazzam bir zarara sokmasıyla, bu skandal Türkiye'nin en büyük skandallarındandır.

 Türk Medyasındaki birçok yazar, ayrı ayrı yaptıkları araştırmacı gazetecilik örnekleriyle bu skandalın birçok yönüne ışık tutup, ortaya çıkarmışlardır. Ancak herhalde en büyük teşekkürü, müthiş bir enerjiyle yaptığı başarılı araştırmacı gazetecilik çalışmasıyla, bu skandalın çoğunu ortaya çıkaran Yeni Şafak Gezetesi'nin yazarı Murat Kelkitoğlu hak ediyor.

 Kaynaklar :

www.haberturk.com (arşiv)

www.yenisafak.com (arşiv)

www.milliyet.com (arşiv)

www.hürriyetim.com.tr (arşiv)

www.ntv.com.tr (arşiv)

www.cumhuriyet.com.tr (arşiv)

www.medyakronik.com (arşiv)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder