Naylon Gazeteler ve Besleme Basın

NAYLON GAZETELER ve BESLEME BASININ YEREL BASINA ETKİLERİ

         Makalenin basılı hali: Türkiye’de Yerel Basın, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Yayınları, 2007.
                                                                             
      Yrd. Doç. Dr. İbrahim Sena ARVAS*  


Giriş
Milli Mücadele’nin güçlenmesine ve kazanılmasına önemli katkılarda bulunmuş olan yerel gazeteler, yıllardır büyük sıkıntılar ile mücadele etmektedirler. Yerel gazetelerin karşılaştıkları sıkıntılar şu şekilde özetlenebilir: bölge halkı tarafından yerel gazetelere gösterilen yetersiz ilgi, yaygın basının yayımladığı bölgesel ekler, yetersiz altyapı, nitelikli iş gücü eksikliği ve en önemlisi maddi sorunlar.
Yerel gazeteler yapıları itibariyle küçük ölçekli ticari işletmelerdir. Amaçları her ne kadar habercilik yaparak kamu hizmetinde bulunmaksa da, ticari anlamda kar ederek hayatlarını devam ettirmek zorundadırlar.  Ancak her yerel gazete sadece kar etmek ya da kamu hizmeti yapma amacına sahip değildir. Yerel gazeteler kuruluş, yayın politikası, içerik ve amaç gibi özellikleri bakımından birbirlerinden ayrılırlar.
Yerel gazeteleri yayınlanış amaçlarına göre üçe ayırmak mümkündür,
1- Gerçekten gazetecilik yapma kaygısı taşıyanlar. ( Bu tür yerel gazetelerin bir çoğu uzun yıllar önce kurulmuş ve yönetimi deden babaya, babadan oğla geçmiş gazetelerdir. )
2- Matbaa sahipleri tarafından çıkarılan yerel gazeteler. ( Matbaa sahipleri, reklamlar, el ilanları gibi işlerinin haricinde sahip oldukları makinelerden daha fazla verim alabilmek amacıyla gazete çıkarırlar.)
3- Yerel kanaat önderlerinin teşvikleri veya doğrudan teşebbüsleri ile çıkarılan gazeteler (siyasal amaçlı), resmi ilan pastasından pay almak amacıyla çıkan gazeteler ve yerel seçim dönemi bir anda ortaya çıkarak, seçim konulu ilanların gelirini topladıktan sonra kapanan gazeteler. [1]
Yukarıda 2. ve 3. maddelerde yer alan gazetelere “besleme basın” veya “naylon gazete” adı verilmektedir. Bu genellemeler söz konusu gazetelerin tümünün tanımlanması için kullanılmaktadır. Genellikle her iki tanımında aynı tür gazeteleri nitelediği kabul edilmektedir. Ancak “besleme basın” ile “naylon gazeteler” yapıları itibariyle aynı özelliklere sahip değillerdir. Bu sebeple 2. ve 3. maddelerde tanımlanan yerel gazeteler için her iki deyimin de kullanılması doğru değildir Bunlar aynı anlama gelmeyen farklı türlerdir. Bu iki türün en belirgin ortak noktası, ikisine de özellikle yerel basın alanında sıkça rastlanılmasıdır.
1.Besleme Basın Deyiminin Ortaya Çıkışı ve Tanımları
Besleme basın kavramı özellikle 1950 yılından sonra Demokrat Parti (DP) döneminde ortaya çıkmış bir kavramdır. Gazeteci Nezih Demirkent o yıllardaki durumu bir yazısında şöyle aktarmıştır,
“ O yıllarda rahmetli Adnan Menderes basının bir kanadıyla yakın dostluklar kurmuş hatta onlara menfaat sağlamıştı. Kamu ilanları belli gazetelere veriliyor, muhalifler cezalandırılıyordu. Mali kaynaklar yine Demokrat Parti’den yana olan gazetelere aktarılıyordu. ”[2]
Bedii Faik; besleme basın nitelemesinin ilk kez Falih Rıfkı Atay tarafından kullanıldığını söylemektedir:
“Bedii Faik, kendi dönemlerinde devletten yardım almanın çok ayıplandığını ve asla kabul edilir bir şey olmadığını vurgularken, gazetelerin devletten yararlandığı tek kaynağın Basın İlan Kurumu'ndan gönderilen resmi ilanlar olduğunu, bunun da bütün gazetelere eşit biçimde dağıtıldığını söylüyor. Bazen, iktidar tarafından banka ilanlarıyla kollanan gazetelerin ise hoş karşılanmadığını, Falih Rıfkı Atay'ın bu tür gazeteler için 'besleme basın' dediğini hatırlatıyor.”[3]
1950 – 1960 yılları arasında, DP iktidarını destekleyen yayınlar yapan ve bu nedenle, kendilerine hükümetçe sağlanan çeşitli destek ve indirim kolaylıklarının yanı sıra resmi ilanların hükümet yanlısı basın organlarına dağıtımından da geniş ölçüde gelir elde eden ve yararlanan bu tür basın kuruluşları için o dönemde “besleme basın” deyimi kullanılmıştır.[4]
Yukarıda da söz edildiği gibi besleme basın deyimi Demokrat Parti döneminde ortaya çıkmıştır. Tek parti döneminde besleme basından söz edilememesinin ve örnekler verilememesinin nedeni, o dönemde siyasi bir rakip bulunmamasıdır. Basının muhalif partilere yakınlaşmasını önleme telaşı ancak Demokrat Parti iktidarı döneminde başlamıştır. Sözü edilen destekler ve yardımlar da bu dönemde ortaya çıkmıştır.
Demokrat Parti, döneminde besleme basının ortaya çıkmasına neden olan söz konusu destekler için sürekli meşru zeminler oluşturulmaya çalışılmıştır. 1950 yılından sonra iktidar partisi tarafından resmi ilan dağıtımını organize etmesi için çeşitli kanunlar ve düzenlemeler yapılmıştır. 
1931 yılında Maarif Cemiyeti’nin kurulmasıyla, İstanbul, Ankara ve İzmir’de yayınlatılacak resmi ilanların aracılık hakkı bu cemiyete verilmiştir. Bu amaçla özel bir şirket kurulmuş ve bu şirket 1943 yılı başlarına kadar aynı şekilde devam etmiştir. Ancak bunların aracılık ettiği ilanlar, genellikle bedeli hazineden ödenen ilanlardır. 1943 yılında çıkartılan bir kararname ile resmi ilanların aracılık hakkı Basın Birliğine verilmiştir. Birlik, birçok gazete ile işbirliği yaparak yeni bir şirket kurmuştur. Bu şirketin adı ‘Resmi İlan Şirketi’ idir. Resmi ilanların kapsamı da bu arada genişletilmiştir. 27 Kasım 1957 tarihli Kararname ile resmi ilanlar şirketine yeni bir takım haklar tanımıştır. Bu hakların en önemlisi, bütün ilan ve reklamların yani resmi ve özel bütün ilan ve reklamların, gazete ve dergilere ancak bu şirket aracılığıyla yayınlatılmasıdır. Prodüktörlerin gazetelerle doğrudan doğruya iş yapma imkanı kısıtlanmıştır. O tarihlerde yürürlükte bulunan 2490 Sayılı İhale Kanununun 7-B Maddesi ise tahmini bedeli 15 bin liranın üzerindeki ihalelerin mahalli gazeteden başka, birisi Ankara olmak üzere, iki büyük şehirde dörder defa yayınlatılmasını öngörmüş ve gazete seçimini doğrudan doğruya hükümete bırakmıştır. Resmi İlanlar Şirketinin bu uygulaması ve Kararnamenin bu şekilde uygulanması, 1960'lı yılların öncesinde mahalli basın ve büyük şehirlerdeki basın da dahil olmak üzere, hükümetlerle gazeteleri sık sık karşı karşıya getirmiş ve iktidar yanlısı gazeteler daha fazla ilan alıp, muhalefet yanlısı gazeteler bu ilanlardan yararlandırmamışlardır. Bu da ‘Besleme Basın’ı ortaya çıkarmıştır.[5]
Siyasi iktidar tarafından resmi ilanlarla beslenen basın organlarına verilen “besleme basın” nitelemesi 1961 Anayasası ile deyim yerinde ise kabuk değiştirmiştir.
195 sayılı ve 2 Ocak 1961’de kabul edilip 9 Ocak 1961’de yürürlüğe giren ve “Basın İlan Kurumu Teşkiline Dair Kanun” başlığını taşıyan yasa. Bu yasayla, 1960 öncesi bazı basın organlarının haksız şekilde aldıkları ve daha sonra “besleme basın” biçiminde adlandırılan gazetecilik türünün ortaya çıkmasına yol açan, resmi ilan dağıtımının belli bir düzene kavuşturulması ve adil biçimde dağıtılmalarının sağlanması gerçekleştirilmiştir.[6]
1.1. Basın İlan Kurumu Sonrası Besleme Basının Tanımı
Basın İlan Kurumu’nun kurulmasından ve resmi ilan dağıtımında yetkili olmasından sonra, basının aldığı resmi ilanlar bir geçim kaynağından çok, maddi destek durumuna gelmiştir.
Resmi ilanla bir gazetenin hayatını idame ettirmesine imkan yoktur, resmi ilanların dağıtılmasının amacı, gazetelerin giderlerine bir nebze olsun destek olabilmektedir.[7]
Resmi ilanların dağıtımında düzen sağlanmasının ardından besleme basının tanımında da değişiklik olmuştur. Deyim yerinde ise besleme basının beslenme biçimi değişmiştir. Besleme basın hayatını Basın İlan Kurumu’ndan sonra da siyasi güçlerden aldığı destekle devam ettirmiştir. Ancak resmi ilanlar söz konusu ilişkinin içinden dışında bırakılmıştır.
Genel anlamda basının siyasi ideolojilerle yakınlaşması ona sayısız çıkarlar sağlamaktadır. Bunların başlıcaları şöyle sıralanabilir; basın söz konusu siyasi ideolojinin haberleriyle içerik doldurur, desteklenen güç muhalif ise basın kuruluşu onun seçim giderlerinde baş sırayı alır, söz konusu güç iktidarda ise basının ekonomik ve siyasal kazancı maksimum düzeydedir. Basının taraf olduğu siyasi ideolojiyi destekleyen halkın çoğunluğu gazetenin de tüketicisi durumuna gelir, öteki basın organlarıyla rahatça rekabet edebilir böylece siyasi ve toplumsal yapıya göre seçkin bir konuma da sahip olur.
Bütün bunlara dayanarak güncel besleme basın için şu tanım yapılabilir; Varlığını herhangi bir kurum ve kuruluştan aldığı para yardımıyla sürdürebilen, bunun için de kendine yardım edenleri körü körüne savunan gazetelere besleme basın denir.[8]
Kısaca besleme basın için, çıkar gruplarına hizmet eden ve bunun karşılığında maddi çıkar sağlayan gazeteler de denilebilir. Bu tür gazeteler için genellikle parti basını tanımlaması da yapılmaktadır. 
Parti basınında gazeteler yalnız siyasi partilerle açıkça yakın ilişkiye girmekle kalmazlar, ayrıca haberler ve başyazılarda parti politikalarını şiddetli bir biçimde desteklerler.[9]
1.2.Besleme Basının Yerel Gazetelere Etkisi
Besleme basın geçmişten günümüze yerel gazeteler için büyük tehdit oluşturmaktadır. Hemen hemen her ilde birden fazla yerel gazete yayın yapmaktadır. Bu sebeple yerel gazeteler arasında da bir rekabet söz konusudur. Daha önce de vurgulandığı gibi, amacı gerçekten kamu hizmeti yapmak olan yerel gazetelerin birçoğu ekonomik zorluklar yaşamaktadır. Söz konusu rekabet ortamında ekonomik üstünlüğe sahip gazeteler diğer gazetelere oranla büyük avantajlara da sahiptir. Yerel kanaat önderlerinden veya herhangi bir siyasi otoriteden maddi destek alan ve bu desteğe karşılık olarak sayfalarını söz konusu güç odaklarına hizmet etmek için kullanan yerel gazeteler, birçok anlamda bölgelerinde yayın yapan diğer yerel gazetelere karşı üstünlük sağlamış olurlar. Bu tip besleme gazetelerin, gerçek anlamda gazetecilik yapmaya çalışan diğer yerel gazetelere sağladıkları üstünlük sadece maddiyata bağlı değildir.
Parlamenter sistemlerde basın, kaybedilmesi göze alınamayan yegâne güçlerden biridir. Gerek iktidardaki gerekse muhalefetteki siyasi oluşum, siyasal yaşamları boyunca basına ihtiyaç duyarlar. Demokratik yönetimlerde özellikle yerel basın organları, halkla (seçmenlerle) kurulan iletişimin en temel aracı olarak kabul edilir. Bu yönetim biçiminde hemen hemen bütün yerel basın organları taraf olmak durumunda kalırlar. Ancak bu taraflılığın dengelenememesi söz konusu gazeteler için besleme basın olarak tanınma tehlikesini ortaya çıkarır.
Bir siyasi kuruluşun kendi başına çıkardığı gazeteler için de besleme basın tanımlaması yapılabilir. Birçok ilde siyasi partiler el altından teşvikle ya da doğrudan kendi çıkarlarına hizmet eden gazeteler satın alırlar ya da kurarlar. Söz konusu gazeteler besleme basın tanımına tam anlamıyla uymaktadırlar.
Türkiye’de yapılacak olan genel ya da yerel seçimler tüm basın için büyük önem taşımaktadır. Bu durum yerel gazeteler bakımından da hayati bir değere sahiptir. Yerel gazeteler yerel/genel seçimler sırasında vazgeçilmez bir tanıtım, reklam ve propaganda aracıdır. Özelikle yerel seçimlerde, muhtar, belediye başkanı ve belediye meclis üyeleri sıkça yerel gazetelere ilanlar verirler. Bu ilanlar yerel gazetelerin ekonomik anlamda ayakta durmaları için son derece önemlidir.
Ancak şu da bir gerçektir ki, hemen hemen her siyasi otorite, yerel seçim bölgesinde bir besleme basın organına sahip olma çabasındadır. Bu besleme gazetelerin çoğalması, diğer yerel gazetelere verilecek olan ilanların sayısını azaltırken onların içerik doldurmalarına da engel olmaktadır.
Özellikle yerel seçim dönemlerinde besleme basın organları arasında deyim yerinde ise bir savaş yaşanır. Birbirine muhalif besleme gazeteler, sürekli birbirlerini hedef alan haberler yayımlarlar. Destekledikleri ya da ait oldukları siyasi gücün (Belediye başkan adayı, il genel meclis üyesi adayları, muhtar adayları gibi)  yerel seçimlerde tercih edilmesi için büyük çaba sarf ederken, aynı çabayı muhalif gücün seçimlerde başarısız olması için de sergilerler.
2. Naylon Gazete Deyiminin Tanımı ve Yerel Basına Etkileri
Çalışmanın başında da belirtildiği gibi besleme basın ile naylon gazete tanımlamaları genelde benzer özelliklere sahip gazeteler için kullanılmaktadır. Ancak naylon gazete ile besleme basının yayınlanış amaçları, içerikleri ve amaçları birbirilerinden farklıdır.
Naylon gazetecilik nitelemesinde kullanılan naylon kelimesi; sahte, düzme anlamına gelmektedir. [10]
Yukarıdaki tanıma dayanarak naylon gazetenin de düzme ve sahte gazete olduğu anlamı çıkartılabilir. Naylon gazete için gerçek olmayan, deyim yerinde ise gazeteymiş gibi görünen sayfalar bütünü, tanımlaması yapılabilir. Bir başka deyişle naylon gazeteler; gazete görünümünde reklam ve ilan içeren broşürlerdir.  
Söz konusu gazeteler için “balon gazete” ve “vur kaç gazetesi” benzetmeleri de yapılmaktadır.
Naylon gazetelerin yayımlanış amacı sadece yerel ya da genel seçimlerde ortaya çıkan siyasi içerikli ilan ve reklamlardan elde edilecek gelirden pay almaktır. Naylon gazeteler genellikle yerel seçimlere birkaç ay kala ortaya çıkarlar. Söz konusu gazeteleri yayımlayanlar çoğu zaman 5187 numaralı Basın Kanunu’nun 7. Maddesi’nde yer alan beyanname verilmesi hükmüne (Süreli yayınların çıkarılması için, kaydedilmek üzere yönetim yerinin bulunduğu yer Cumhuriyet Başsavcılığına bir beyanname verilmesi yeterlidir. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen kayıtlar alenidir.) uymazlar. Söz konusu kişilerin amacı yayımladıkları gazetenin süreli yayın özelliğine sahip olmasından çok yerel seçimler bitmeden elde edilecek karı maksimum düzeye çıkartmaktır. Buna bağlı olarak naylon gazeteler süreli yayın kategorisine de girmemektedir, denilebilir.
Tanımından da anlaşılacağı gibi naylon gazetelerin kamu hizmeti ve halka haber vermek gibi endişeleri yoktur. İçeriklerinin büyük bir bölümünü siyasi reklamlar oluştururken, yayımladıkları haberlerin de büyük bir bölümü, parti propagandası niteliği taşımaktadır. Söz konusu haberler de reklam ve ilanlarda olduğu gibi maddi karşılıklar doğrultusunda hazırlanmaktadır. Bu gazetelerde yer alan haberlerin hemen hemen hiç birisi haber yazma kurallarına uymamaktadır. Neticede naylon gazeteyi çıkaran ya da çıkmasında rol oynayan kişilerin gazetecilik mesleğini icra etme kaygıları bulunmamaktadır.
Naylon gazetelerin elde ettikleri reklam gelirleri tıpkı besleme basında da görüldüğü gibi, amacı haber vermek ve kamu hizmeti yapmak olan yerel gazetelere ekonomik anlamda büyük darbeler vurmaktadır. Öyle ki yerel seçim dönemi yaklaştığında bir ilde aniden daha önce hiç yayımlanmamış onlarca gazete ortaya çıkabilir. Yerel seçim dönemi sona erdiğinde yayın hayatına devam eden gazeteler, seçim dönemini hakları olan geliri sağlayamadan geride bırakırlar.
Naylon gazetelerin yayımlanmaması ve gerçek yerel gazetelere zarar vermesini önlem amacıyla basın meslek örgütleri sürekli bildirgeler yayınlamakta ve toplantılar yapmaktadır. Söz konusu durumla ilgili olarak Türkiye Gazeteciler Cemiyeti de “Yerel medya Eğitim Seminerleri” adıyla düzenlediği, eğitim seminerlerinde konuya sürekli yer ayırmaktadır. Gazeteciler Cemiyeti’nin de konuya ilişkin çözüm önerisi şöyle;
Yerel medyada gazetecilik mesleğinin kişisel çıkarlar için kullanılması veya para ve diğer çıkarlar karşılığında naylon gazeteler çıkarılmasının önlenmesi için meslek ilkeleri ve etik kuralların hassasiyetle ve kararlı biçimde uygulanması gazetecilerin görevi ve sorumluluğudur. Naylon gazete veya benzeri yayın çıkarmanın veya benzeri amaçlarla görsel ve işitsel yayın yapmanın engellenmesi için yasal sınırlandırmaların; ifade özgürlüğünü ortadan kaldırmadan, demokratik toplum düzeni ölçütleriyle çelişmeden ve demokrasiyi zedelemeden gözden geçirilmesinde yarar vardır. Yerel medya kuruluşlarında görev yapan gazetecilerin çalışma ve iş koşullarının iyileştirilmesi için 212 sayılı yasayla değişik 5953 sayılı Basın İş Yasası hükümlerine uygun olarak çalıştırılmaları ve yasal iş güvenceleri ile tüm hakları sağlanmalıdır.[11]

Sonuç olarak besleme basın şeklinde nitelendirilen gazetelerde süreklilik esastır. Zira var olma kaygısı da gazeteleri besleme basın kimliğine büründüren sebeplerin başında gelir. Neticede besleme basın, seçim dönemleri dışında da yayın hayatını sürdürmektedir. İçeriklerinde, haberler, fikir yazıları ve okuyucunun ilgisi çekmek amacıyla hazırlanmış çeşitli sayfalar (bulmaca, karikatür gibi.) bulunmaktadır. Naylon gazetelerde ise bu özelliklerin hiç biri bulunmamaktadır. Naylon gazeteler neredeyse bir basın organının sahip olması gereken hiçbir özelliği taşımamaktadırlar.



Kaynakça

-          Siebert, Fred S., Peterson,Theodore, Schramm, Wilbur, Four Theories of The Pres, University of Illinois Press, Urbana & Chicago, 1963.
-          Kaya, Raşit, Kitle İletişim Sistemleri, Teori Yayınları, Ankara, 1985.

-          Göral, Mehmet “Spor Basın Ahlakı”, Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Sayı.8, Haziran 2003, s.366.

-          Girgin, Atilla, Yazılı Basında Haber ve Habercilik Etiği, İnkılâp Yayınevi, İstanbul, Ekim, 2000.

-          Özgen, Murat, Gazetecinin Etik Kimliği, Set-systems Tercümanlık Reklamcılık Yayıncılık Ltd., İstanbul, 2006.

-          Büyük Larousse Sözlük ve Ansiklopedisi, Interpress Basın ve Yayıncılık A.Ş. İstanbul: Cilt.3.

-          Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Yerel Medya Eğitim Seminerleri Değerlendirme Toplantısı Sonuç Bildirgesi, 30 Kasım 2004.

-          Yeni Şafak Gazetesi, 06-Aralık–2000.



[1] Orhan Erinç, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı, Yerel Basın, konulu görüşme, İstanbul: 18 Ocak 2007.
[2] Nezih Demirkent, Medya Medya, İstanbul: Dünya Yayınları,1995, s.239.
[3] Yeni Şafak Gazetesi, 06-Aralık–2000.
[4] Murat Özgen, Türkiye’de Basının Gelişimi ve Sorunları, İstanbul, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Yayınları, 2004, s.49.
[5] Ertan Cillov, Mahalli Basın Remi ilan ve Basın İlan Kurumu, Tunceli Semineri Açılış Konuşması. (Çevrimiçi) http://www.byegm.gov.tr/seminerler/tunceli_ix/tunceli_18.htm,  01 Şubat 2007
[6] Murat Özgen, a.g.e.
[7] Ertan Cillov, a.g.k.
[8] Büyük Larousse Sözlük ve Ansiklopedisi, Interpress Basın ve Yayıncılık A.Ş. İstanbul, Cilt.3, s.1566.
[9] Yasemin G. İnceoğlu, Uluslararası Medya, Medya Eleştirileri, İstanbul: Der Yayınları, 2004, s.5.
[10] Büyük Larousse Sözlük ve Ansiklopedisi, Cilt.16, s.8564.
[11] Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Yerel Medya Eğitim Seminerleri Değerlendirme Toplantısı Sonuç Bildirgesi, 30 Kasım 2004.